18 Mayıs 2016 Çarşamba

For One Fine Day (11) Bölüm


Aşağı indiklerinde tüm ekip hazır onları bekliyordu. Esin diğer tercüman ve menajer hararetli bir konuşma içerisine girmişlerdi. Grup üyelerinin indiğini gören menajer herkese araçlara geçmesini söyledi. Grup üyeleri ekiple beraber araca doğru giderken Esin hala bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Sonunda onlarda belirlenen araçlara dağıldılar. Esin ekip üyelerinin olduğu araca giderken grup üyelerinin aracına binmiş olan menajer onu yanına çağırdı.

Biraz evvelkinden daha ciddi bir ifade takınan menajer "Planların üzerinden geçsek iyi olacak. Bir kargaşa istemiyorum" dedi. Esin başını sallamakla yetinerek menajerin gösterdiği koltuğa oturdu. Yol boyunca grubun İstanbul'da olduğu süre boyunca katılacakları etkinliklerin üzerinden geçtiler. Esin programa dahil televizyon şovlarının içerikleri hakkında da bilgi veriyordu. Kalacakları bir hafta için oldukça yoğun bir programları olacaktı. Program olmayan günlerde de grup üyeleri İstanbul turu yapacak burada çekilen görüntüler Kore'de bir programda yayınlanacaktı. Bu yüzden gezilecek yerler içinde Esin'den ayrı bir program yapması istenilmişti. İlk programda olmayan bu iş Esin için oldukça yorucu olabilirdi ama zaten turistlerle çalıştığı için onlara uyguladığı programlardan birini uygularım diye düşündü. Bu işi başına fazladan birlikte zaman geçirmek isteyen Yong'un açtığından haberi yoktu. Tabi konuşmaları dinleyen Yong yeni fikirleriyle konuşmaya dahil olunca Esin anlamakta gecikmedi. "Gideceğimiz yerler sıradan olmasın. Bir çok programda Türkiye gösterildi zaten." menajer Yong'un fikirlerini hep beğenirdi zaten. Bu fikride oldukça hoşuna gitmişti "Yong gerçekten fikirlerini sürekli geliştiriyorsun. Bu geziler süper olacak." Esin kendisine sürekli iş çıkaran Yong'a bir bakış attı. Bu kadar kısa bir sürede planları yeniden yapması gerekiyordu ve Esin yapıp yapamayacağı konusunda tereddüte düştü. Esin'in yüzündeki ifade Yong'a tanıdık gelmişti. Onu biraz olsun rahatlatmak istiyordu. "Planları yaparken size yardımcı olacağım. Esin itiraz edecek oldu ki Yong devam etti "Yeteri kadar mükemmel olduğundan emin olmak istiyorum" Esin söyleyeceklerini yuttu. Bu kibir nereden geliyordu ki. Bilmediği bir şehirde bilmediği yerlerle ilgili planların mükemmel olup olmadığını nerden bilebilirdi. Esin en kötü yeri bile yazsa plana Yong nereden anlayacaktı. Her ne kadar beceriksiz muamelesi görsede Yong'un bi teklifi işine yarayabilirdi. Plan beğenilmezse suçu Yong'a atar işin içinden sıyrılırdı. Bu ihtimal bile Yong'un sözlerinin etkisini yüzünden silemedi. Menajerde onaylayınca planları Esin ve Yong'un yapması kesinleşti.
Oldukça lüks bir lokantaya geldiler. Tüm ekip kendileri için özel hazırlanmış masaya oturdular. Yong da masanın en uç köşesine yerleşti. Esin henüz masaya yerleşmemişti ve onunda yanına oturmasını istiyordu. Lee Shin Yong'un yanındaki sandalyeye oturacak oldu ki Yong hemen müdahale edip karşısındaki sandalyeye oturttu. Esin masaya doğru geliyordu ki diğer tercüman bir şey sorunca konuşmaya daldı. Bu sırada menajer gelip Yong'un Esin için ayırdığı sandalyeye oturuverdi. Ve Yong'un ağzını açmasına bile fırsat olmadan Lee Shin ile programının nasıl geçtiğini konuşmaya başladı. Yong'un planları suya düşmüştü. Konuşması biten Esin masada Minhyuk'un yanındaki boş sandalyeye oturdu. Yong artık sadece onu seyredebilirdi.
Esin masada duran suyu uzanacaktı ki Minhyuk ondan önce davranıp şişeyi aldı. Kapağını açıp Esin'in bardağını doldurdu. "Size nasıl hitap etmem gerektiğini bilmiyorum." Konuşurken yine o masum ifadesini takınmıştı Minhyuk. "Benimle resmi konuşmana gerek yok. Sadece Esin diyebilirsin." Aldığı bu cevap Minhyuk'u tatmin etmeye yetmemişti. Esin hakkında biraz bilgi edinip Yong'a yardım etmek istiyordu. "Yaşınızı öğrenmemi istemiyorsunuz sanırım. Ama burada uzun bir süre geçireceğiz. "Esin bu çocukla ne zaman yüz yüze gelse istemsizce gülüveriyordu. Bu meraklı bakışın altında en taş kalpli insanı bile yumuşatıp gülümsetebilecek bir masumiyet vardı adeta. Bu yüzle ancak Esin'den küçük olabilirdi. "Sanırım senden büyüğüm." Minhyuk'un yüzündeki meraklı bakış yerini kocaman bir gülümsemeye bıraktı. "o zaman size noona diyebilirim. Noonam bir şey daha sorabilir miyim." Esin ve ablalık.. Bir çok bayan için yaş problem olsada abla olmak esin için kulağa hoş gelmişti. Helede bu kadar sevimli bir çocuk için abla olmak. "Tabi sorabilirsin." "Lee Shin benle aynı yaşta ama abilerimde sana noona mı diyecekler". Minhyuk Esin'den gelecek cevabı beklerken Yong'un gözlerini üzerinde hissedebiliyordu. Yong Minhyuk'a kızgın bakışlar atsada bu gece Minhyuk onu mutlu edecek cevabı almadan vazgeçmeyecekti. "Bilmiyorum ki ben 26 yaşındayım. Hem bir önemi yok. İsmimle hitap edilmesinden rahatsız olmam." Minhyuk zafer kazanmış edasıyla yeniden bir gülümseme kondurdu yüzüne. "Peki noona sen nasıl istersen." Minhyuk bu haberi vermek için sabırsızlanıyordu. Yemeğin bitmesini bekleyemedi. Esin'in diğer tercümanla konuşmasından istifade edip hemen telefona sarıldı. 
.....Hyung noona ile aynı yaştasınız.....
 Mesajı gönderir göndermez hemen Yong'a baktı. Yong da yemek boyunca Minhyuk ile Esin'e baktığı için göz göze gelmeleri zor olmadı. Minhyuk telefonu gösterip yemeğe kaldığı yerden devam etti. Yong merakla telefonuna baktı. Mesajı görünce yüzündeki sevinç masadaki herkesin dikkatini çekmişti. Yong'da üzerindeki gözleri fark edince durumu toparlamaya çalıştı. "Bu kebap bir harika. Türkler bu işi biliyor." Ardından ağzına koca bir kebap attı. Jong hyun da her ne kadar Yong'un mutluluk sebebini bilmesede kebabın verdiği keyifle Yong'u onayladı.
Herkes için olağan bu tepki Esin'in dikkatini çekmişti. İki hafta öncesine kadar Türk yemeklerini yiyemediği için üzüldüğü adam zevkten dört köşe olmuştu.
###############################