1 Kasım 2016 Salı

Yeni Bir Soluk

Bir süredir ilgilenemediğim bloguma olmayan vaktimden ayırıp geri dönüş yapabilmek için bir çok bahane ürettim. Şu ana kadar bir süredir yazdığım hikayenin yeni bölümü ile geri dönüş yapmayı planlıyordum ama izlediğim bir diziyle fikrim değişti. Birden neden Kore dizileri izlemeye başladığımı hatırladım. Piyasada dolaşan birbirinin kopyası yapımlardan sıkılıp tv izlemeye ara vermiştim. Daha sonra bir arkadaş vesilesiyle The Wampire Daires dizisini izlemeye başlayıp tabiri yerindeyse abone olmuştum. Ve o zaman anladım ki benim bir diziyi soluksuz takip edebilmem için beni şaşırtması gerekiyor. Daha izlediğim bölüm bitmeden iki bölüm sonrasında dizinin nereye varacağını tahmin ediyorsam o dizinin benim için devamlılığı olamıyor maalesef. (Buradan senaristlere duyurulur klişelerden kurtulun.)

Toplumsal olarak bir çok derdimizin arasında ufakta olsa yer kaplayan bu konu nereden estide aklıma geldi biraz ondan bahsedeyim. Konunun başında da söylediğim gibi bir dizi izledim. Açıkçası son zamanlarda izlediğim en sürükleyici diziydi. Bomba gibi bir giriş ve onu takip eden sürükleyici gidişat. Dizilerin olmazsa olmazı yakışıklı ve güzel  baş rolleri bir kenara bırakacak olursak sektörde kalitesini kanıtlamış bir çok başarılı projeyle adını duyurmuş ne kadar oyuncu varsa dizi kadrosuna dahil edilmiş. Öne çıkan isimleri sayıp diğerlerinin hakkını yemeyeceğim. Zira arka plandaki karakterlere dahi sağlam isimler hayat vermiş. 


Dizinin fragmanları dönerken isim ne alaka demiştim ama daha ilk bölümden bu diziye bundan daha güzel bir isim olamaz dedim “İÇERDE”... Bölüm içerisinde benim gibi gitti çocuk diye hop oturup hop kalkanlardansanız tahminlerinizi erken dile getireyim zira fena halde ters köşe olabilirsiniz. Tabi benim için diziyi izlenilir kılan sadece bu ters köşeler değil. Asıl beni benden alan sezon sonu tadında geçen bölüm sonları. Bir diziden daha ne beklenir ki.
Buradan emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum. Tek temennim dizinin bu tadının bozulmadan devam etmesi...