4 Mart 2016 Cuma

For One Fine Day (8) Bölüm


"Hyung bırak şu makinayı artık elinden. Geldiğinden beri elli kere baktın o resimlere.."

Kaç kere baktı Yong'da bilmiyordu ama her baktığında ilk baktığı zamanki gibi mutlu oluyordu.
"Baksana manzara ne güzel."

"Kırk kerede bize gösterdin. Ayrıca güzel olan manzara mı Esin mi?" Minhyuk'un alaycı sırıtması Yong'un hoşuna gitmedi. 
"Manzara dedik ya.."

Ne Yong'un suratındaki ifade ne de söyledikleri Minhyuk'u ikna etmeye yetmedi. Birlikte geçirdikleri süre Yong'un söylemediklerini anlama kabiliyeti kazandıracak kadar uzun bir süreydi. Ama aynı zamanda Yong'un ağzından dökülmeyecekleride kestirebiliyordu. 
"Neden onla konuşmuyorsun. Numarası yok mu sende. Hem kızdı mı kızmadı mı onu öğrenirsin."

Her ne kadar itiraf etmek istemese de Yong da bunu merak ediyordu. Elindeki kamerayı bırakıp Minhyuk'a odaklandı.
"Var ama telefonu açar mı ki.?"
Aklımdaki soruyu Minhyuk'la paylaşan Yong beklediği cevabı alamadan saatini koluna takmaya çalışan Jong içeri daldı. 
"Hala hazırlanmadınız mı provaya geç kalacağız."
Yong henüz hiç hazır değildi ve sürekli geç hazırlandıklarını bahane ederken Jong'un diline düşmek istemiyordu. Masadaki kamerasını alıp aceleyle odasına yöneldi. 
"Hazır olurum birazdan."
Yong'un salondan ayrılmasının ardından Jong ile Minhyuk baş başa kaldılar. 
"Resimlere mi bakıyordu yine."

"Evet."
Aldığı cevabın Jong'un hoşuna gitmediği gerildikçe sertleşen yüzünden okunabiliyordu.

"Ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum. Yong gitmiş başka biri gelmiş sanki."
Jong'un gerginliği içeriden gelen Yong'un gür sesiyle yarıda kesildi.
"Sizi hala duyabiliyorum."

"Neyseki hala duyabiliyorsun. Böyle giderse duymayı da bırakacaksın." 
Jong'un hoşnutsuz tavırları Minhyuk'u pek etkilemediğinden Yong'un odasına geçti. Jong'un aksine Minhyuk abisini bu denli heyecanlandıran birinin varlığından mutluluk duyuyordu.
"Hyung mesaj atmalısın. Aramanı açmasa bile mesajı okur."

"Minhyuk pozitif olmanı seviyorum gerçekten."
#####################################################
Gece geç saatlere kadar süren provanın sonunda Yong nihayet yatağına kavuşabilmişti. Yatağa uzanır uzanmaz eline telefonu aldı. Esin'e ne yazacağını bilmiyordu. Ama en azından bir şekilde sohbeti başlatması gerekiyordu.

....Esin merhaba.
Cevap geciktikçe Yong'un içini bir telaş kapladı. Sonra numarasını kaydetmemiş olabileceğini düşünüp bir mesaj daha attı.

....Ben Yong Hwa numaramı kaydetmemiş olabilirsin.
İkinci mesajınada cevap gelmeyince Yong Esin'in kızgın olduğunu düşünmeye başlamıştı ki iki ülke arasındaki saat farkı aklına geldi. Esin uyuduğu için cevap yazmıyordu. Biraz olsun rahatlayan Yong günün yorgunluğuyla kendini uykuya verdi.
#####################################################
"Hyung hadi artık uyanmalısın."

Minhyuk'un sesiyle uyanan Yong saate baktı. Çoktan hazır olması gerekirken o hala yataktaydı ve onun görevini Minhyuk üstlenmişti. 
"Bütün gece Esin'le konuşup uykusuz kaldın değil mi?"

Minhyuk'un bu sözleri Yong'u kendine getirdi. Hemen komedinin üzerinde duran telefonu aldı. Esin kesin cevap yazmıştır diye umuyordu ama gelen mesajlardan hiç biri Esin'e ait değildi. Tabiki kızmıştı Esin. Yeni bir mesaj daha yazdı.
....Sanırım bana kızgınsın.

.....Seni kızdırdıysam özür dilerim.
Yong direk telefona odaklanıp Minhyuk'u unutmuştu.

"Hyung.. Hadi ama bana anlatmayacak mısın."
"Minhyuk hazırlanmam lazım yoksa çekime geç kalacağız."
"Şimdilik yakanı bırakıyorum ama benden kurtulamazsın."

###################################################
"Yong Hwa aklın nerede senin. Bu şekilde devam edersen çekimleri bitirmemiz günler alır."
Yönetmenin sert sesiyle Yong daldığı yerden çıktı. 

"Özür dilerim. Daha iyi olacağım"
Yong'un aklı hala Esin'den gelmeyen cevaplardaydı. Bir türlü kendini çekime veremiyordu. 
"Öyle umuyorum. Sen biraz dinlen. Yong Hwa'nın çekimlerine ara veriyoruz. Lee Shin'le devam edelim."
Yong hemen soyunma odasına geçti ve telefona baktı. Bütün gün Esin'den gelecek cevabı beklemişti ama hala bir cevap yoktu. Artık kızgın olduğundan emindi. Son kez şansını denemek istedi. 
.....Cevap yazmayacak mısın.

.....Sana kendimi affettirmek istiyorum.

Sadece beklemek kalmıştı Yong'a. Kaç gün kaç saat bilmeden beklemek. Aklında sadece gelecek cevap vardı Yong'un. Çekimler nasıl bitti ne ara eve geldi farkında bile değildi. Kendine itiraf edemesede artık Esin'den başka bir şey düşünemiyordu. Kendini yatağa bıraktığında İstanbul'da geçirdiği günlere daldı. Bu hayatı yaşıyor olmasa sonuçları ne olursa olsun Esin için orada kalabileceğini düşündü. Gözlerini kapatıp hayalinde Esin'le seyrettikleri manzarada yeniden buluştu. Esin'in manzarayı seyredişini seyrediyordu. Sonra aklına o adam geldi. Esin'e sarılışı öpüşü. Güzel hayali birden kabusa dönüştü. Ya o adamla Esin'in arasında bir şeyler varsa. İçten içe tanımadığı bu adama kin beslemeye başlamıştı. Esin'in elini tutuşunu görmüş olmasını diledi. Kafası bu düşüncelerle doluyken çalan kapının sesiyle kendi dünyasına geri döndü. 

"Hyung iyi misin?"

"İyiyim Minhyuk"
İyi olmadığını Yong kadar Minhyuk'ta biliyordu.
"Sanki bütün gün kendinde değildin. Canını sıkan bir şey mi var.?"
"Hayır yok. Sadece yorgunum biraz."
"Emin misin. Uzun zamandır ilk defa seni böyle görüyoruz."
"Dinlenirsem birşeyim kalmaz. Merak etmeyin."
"Peki o halde ben çıkayım dinlen sen."
Minhyuk kapıya yöneldi. Çıkacaktı ki geri döndü. Abisini böylece bırakmak içine sinmeyecekti.
"Mesaj attın mı?"
Yong'un derdi vardı evet ama doğru soruda saklıydı. Hiçbir derdini kendiliğinden söyleyen biri olmamıştı zaten. 
"Attım.. Ama cevap vermedi."

"Neden cevap vermedi ki."
"Bilmiyorum. Sanırım bana çok kızgın."
"Sen kızın sert olduğunu söylemedin mi. Kızgın olsa sert bir cevap verirdi."
"Neden cevap vermiyor o zaman."
"Mesaj ulaşmamıştır belki. Numarayı doğru kaydettiğinden emin misin."
"Eminim bu numaradan aramıştım bir kere."
"Belki mesaj ulaşmıyordur. Aramayı dene. Açmazsa.."

Minhyuk daha sözünü tamamlamadan Yong hemen telefonu kaptı ve Esin'i aradı. 
.....Aradığınız numaraya şuan ulaşılamıyor....
"Telefonu kapalı. Uyuyor mudur ki."

"Büyük ihtimal öyledir. Yarın tekrar dene."
"Saol Minhyuk." 

Hep kötüsünü düşünmüştü Yong ama belki Minhyuk haklıydı. Sadece mesajı görmediği için cevap yazmamıştı. Şimdi dudaklarına anlamsız gülümseme yeniden yerleşti. Şekerine kavuşmuş çocuk gibi içi inanılmaz bir sevinçle dolmuştu. Kedini yatağa gömüp yorgana sarıldı. Ama bu seferde içindeki tarifsiz heyecan uyumasına izin vermiyordu.
##################################################
"Hyung kalk...Hyung....Hyung rüya görüyorsun sadece..."
Yong gözlerini açınca kendisine endişeyle bakan Jong'u gördü. 
"Hyung yine o kabuslardan mı görmeye başladın."
Jong'un endişesi sesinin titremesine sebep oluyordu ve Yong Jong'a yeniden bunu yaşattığı için bir an duraksadı.
"Hayır. "

"Hyung sayıklıyordun. Yeniden mi başladı. Lütfen bana doğruyu söyle. O yüzden mi günlerdir böylesin."
"Hayır dedim ya. Sadece sıradan bir kabustu."

Yong Esin'i gördüğünü onu kaybettiğini o yüzden sayıkladığını söyleyemezdi. Bu Jong Hyun'u daha çok endişelendirirdi. 
"Tekrar başlarsa bana söylemek zorundasın biliyorsun değil mi? Seni yine öyle görmek istemiyorum."

"Ah neyin var senin sabah sabah. Zaten beğendiğim ayakkabıyı başkası alıyordu. Bütün günüm kötü geçecek.."
"O zaman kesin kabusmuş. Ama merak etme kimse senin beğendiğin ayakkabıyı elinden kapamaz."

Yong'un bu sözleri Jong Hyun'u rahatlatmıştı. Yong'un kabuslarla uyandığı günlere geri dönmek istemiyordu. 
"Burada başımda beklemeyi mi düşünüyorsun. Beni çıplak görmekle ilgili planların mı var."

"Sadece seni uyandırmaya geldim ve sen bu geç uyanma işini alışkanlık haline getirmeye başladın. Minhyuk'tan bile sonra uyanıyorsun.
"Sanırım yaşlı bünyem kendini ele vermeye başladı. Hadi çık artık bu yaşlı adamı daha fazla yorma."
"Tamam. Ama hızlı hazırlan menajer birazdan burada olur."
Jong Hyun çıkar çıkmaz Yong telefona baktı. Esin'den hala bir cevap yoktu. Yeniden aradı.

.....Aradığınız numaraya şuan ulaşılamıyor......